Uye Girişi



We have 1 guest online

Fotoğraflar

Videolar

Vefa ödülü Hacı Ata Hacı Kemal Erimez
SELAM HACI ATA (HACI KEMAL ERİMEZ ABİYE HİTAFE)
SÖNMEYEN RUH (Hacı Kemal Erimez) Tiyatro
Haci Kemal Erimez
H. KEMAL ERİMEZ 5.BÖLÜM
Click on the slide!

Hacı Ata dualarla anıldı

Orta Asya'da açılmasına yardımcı olduğu okullar sayesinde binlerce öğrencinin yetişmesine vesile olan Hacı Yusuf Kemal Erimez, ölümünün 13. yıldönümünde kabri…

More...
Click on the slide!

Muhterem Fethullah Gülen, bize arkadaşını anlatıyor.

Hacı Kemal Bey, zannediyorum çoğumuzdan, çoğundan birkaç kalem öndedir. Çok kimseye hakkı geçmiştir. Çok kimsenin elinden tutmuştur.Eskiden beri doğru bildiği…

More...
Click on the slide!

Ata yurdunun "Hacı Ata"sı

Tacikistan'ın başkenti Duşanbe'ye yaptığımız bir günlük ziyaretin notlarını dün yazmıştım. Bugün de Taciklerin "Hacı Baba", "Hacı Ata" dedikleri Hacı Kemal…

More...
Click on the slide!

Mustafa Altun Bey'in bir hatırası

 Tacikistan'da okumuş ve şu an öğretmenlik yapan Mustafa Altun Bey'in bir hatırası...

More...
Click on the slide!

Hacı Kemal Ağabey’imizi hatırlayalım

Haci Kemal Erimez, 22 Nisan 1926 tarihinde Samsun’un Havza kazasında doğmuştur. Hayatının büyük bir bölümü Aydın-İzmir’de geçmiştir. Ama o bir…

More...
Frontpage Slideshow (version 2.0.0) - Copyright © 2006-2008 by JoomlaWorks
Örnek bir müslüman ve adanmış bir hizmet insanı:Hacı Kemal Erimez (Hacı Ata) PDF Print E-mail
Written by yonetici   
Monday, 12 April 2010 17:39
Bazı insanlar vardır, tarih yazar; bazı insanlar da vardır, onlar tarih yapar, tarih onların yaşadıklarını yazar. İşte Anadolu’nun öz evlatlarından Aydın’lı Hacı Yusuf Kemal Erimez de onlardan birisidir. Aydın İncirliova’dan İzmir’e, İzmir’den İstanbul’a, İstanbul’dan Tacikistan’a uzanan çile ve fedakarlık dolu bir hizmet öyküsüdür onunkisi…
“Ölüm kapı önünde bir davetsiz konuk,
Kimine muştuyla, kimine hasretle gelir;
Hiç beklenmedik bir yerde ansızın belirir..
Ötesi ya bir cennet bahçesi ya bir kovuk…
………
    
Mü’mine öteler ses verir kendi sesinden,
Bir damla gibi düşse de, ummana ulaşır;
Aşar kendi çerçevesini ve sonsuzlaşır,
Kurtulur fani varlığın dar hendesesinden.

Erer ruhanilerin gezindiği bahçeye
Ve gök kuşağı gibi taklar altında yürür,
Yol boyu neşeler yağar, sevinçler köpürür;
Anlar neymiş bu uzun yoldaki sırlı gaye…
M. Fethullah GÜLEN

Bazı insanlar vardır, tarih yazar; bazı insanlar da vardır, onlar tarih yapar, tarih onların yaşadıklarını yazar. İşte Anadolu’nun öz evlatlarından Aydın’lı Hacı Yusuf Kemal Erimez de onlardan birisidir. Aydın İncirliova’dan İzmir’e, İzmir’den İstanbul’a, İstanbul’dan Tacikistan’a uzanan çile ve fedakarlık dolu bir hizmet öyküsüdür onunkisi…
Annesi, Suphiye Hanım; babası, Ahmet Hilmi beydir. Henüz üç-dört yaşlarında küçük bir çocuk iken Aydın’dan İstanbul’a taşınırlar. Burada Ahmet Hilmi Bey’in Hasan Kamil Erimez’le çok yakın arkadaşlık ve dostluğu vardır. Hasan Kamil Bey, İncirliova ve Aydın yöresinin zengin ve itibarlı kişilerindendir. Hasan Kamil ve Cemile Erimez çiftinin hiç çocukları olmamıştır. Yusuf Kemal’i çok severler ve öz evlatları gibi benimserler. Erimez ailesi, Yusuf Kemal’i küçük yaşlarından itibaren himayelerine alırlar ve Ahmet Hilmi Bey’in vefatından sonra kendi nüfuslarına kaydettirirler. Hacı Kemal, ‘Erimez’ soy ismini işte bu aileden alır.
Hacı Kemal’in en büyük ideali vatanına, milletine ve dinine hizmettir ve bu istikamette hayırlı, örnek bir nesil yetiştirmektir. Bunun için o, hayatının ‘arayış dönemi’ diyebileceğimiz bir döneminde siyasetle ve siyasilerle sıkı bir diyalog kurmuş, Menderes, Demirel, Özal.. gibi devlet büyükleriyle onları kendi evinde misafir edecek kadar samimiyet kurmuştur. O,  yine bu dönemde neredeyse bütün İslamî gruplarla, cemaatlerle irtibat halindedir. Onların hepsini sever, hepsiyle konuşur, görüşür. Onlar da Hacı Kemal’i sever, kendilerine yakın bulur ve her biri onu kendilerinden kabul ederler. Nevruz Yenigün, Münir hoca, Necati Tamer, Tahir Büyükkörükçü, Yaşar Tunagür, Necip Fazıl..vb. gibi çevresine ilim ve feyiz saçan kişilerle sık sık görüşür ve onlardan manevi olarak beslenmeye çalışır. Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin talebelerinden Salih Özcan’ın verdiği bilgiye göre Hacı Kemal, Üstad Hazretlerini de ziyaret eder ve çok kısa bir süre de olsa ondan da feyz alır.
Hacı Kemal, nihayet arayışını muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’de noktalar. İzmir Kestanepazarı’na görevli olarak geldiğinde Hocaefendi’yle tanışır ve bir daha yanından ayrılmaz. Aslında Hacı Kemal, dinlediği ilk vaazın ardından kararını vermiş; kendi kendine “Hacı Kemal, işte yıllardır aradığın mürşidini buldun. Bundan sonra bu hocanın peşinden ayrılma.” demiştir. Nitekim o günden sonra, Hocaefendi’yi daha yakından tanır, tanıdıkça derin bir muhabbetle ona bağlanır ve Hocaefendi’nin tavsiyelerini emir telakki eder, hatta onun ima ve işaretlerini bile dikkate alarak onlardan kendine pay çıkarır. Hocaefendi, hususi sohbetlerinde veya vaazlarında, karşısındaki topluluğa, “Arkadaşlar böyle yapsalar veya şöyle yapmasalar, şu hususlara dikkat etseler..” diye uyarıda bulunduğunda Hacı Kemal bu eleştiri ve tavsiyeleri hemen kendi üzerine alır, “Hocaefendi bunları bana söyledi.” der ve kendini sorgulamaya başlar, yapılacak bir hizmet varsa hemen onu yapmaya koşar.
Hacı Kemal, Hocaefendi ile birlikte bayraklaşan eğitim hizmetlerinin en önden giden atlılarından biridir. O, “örnekleri kendinden bir hareket”in adanmış temsilcilerindendir. O kadar ki, gönüllüler hareketinin en önde gelen fedakâr ağabeylerinden biri olan bu başyüce insan, bir gün arkadaşlarına şöyle der: “Ben otuz senelik evliyim ama sekiz sene hanımımla birlikte olmamışımdır.” Oğlu Celal Erimez’in babasını anlatırken söylediği şu sözler, ne kadar ibretlidir: “Ben, ‘Biz babamızı hiç görmedik, öksüz büyüdük.’ desem yeridir. Benim babamla oturup karşılıklı kahvaltı yaptığım çok nadirdir. Akşam yemeği yediğimiz çok nadirdir. Babam, çantası elinde nerede hizmet var köşe bucak oradaydı. Ben bazen ‘Baba biraz da bizimle ilgilensen..’ derdim de ‘Oğlum!’ derdi, ‘Allah (c.c) insanlara namaz, oruç, zekat gibi vazifeler yüklemiş, bunlar farz olan şeyler. Bir de başka vazifeler yüklemiş, insanların imanına hizmet gibi. Bu vazife şahsi farzların da üstünde.’
Türkiye’de Fatih Koleji, Yamanlar Koleji, Serhat Koleji..vb. gibi pek çok kolej ve yurdun açılmasında öncülük eden, bilfiil çalışan Hacı Kemal, bu güzel hizmetlerin yurt dışında da inkişaf etmesine öncülük edenlerdendir. Azerbaycan’dan Kırgizistan’a, Türkmenistan’dan Tacikistan’a kadar pek çok Orta Asya ülkesine gidildiğinde Taciklerin deyişiyle “Hacı Ata”nın izi görülecektir. Beraberindeki hizmet kahramanlarıyla birlikte o da sırf Allah rızası için hicret etmiş, ülke ülke, diyar diyar gezerek hak ve hakikatlerin duyurulması, gönüllere girilmesi ve sevgi, barış ve hoşgörü dolu bir dünyanın tesis edilmesi için çalışmıştır.
Bu dertli insan, 1992’de eğitim hizmetleri için Tacikistan’a gittiğinde 66 yaşındadır. O bu haliyle bize manevi değerleri uğruna dünyanın dört bir yanına gidip güzel ahlaklarıyla insanlara örnek olan havarileri, sahabileri hatırlatmaktadır. Eşi Adviye Hanımefendi’nin ölüm haberini Tacikistan’daki bir okulun tadilat ve tamiratıyla uğraşırken alır. Kızının ölümle neticelenen hastalık haberini aldığında yine Tacikistan’da eğitim hizmetleriyle meşguldür.
Şahitlerin anlattıklarına göre Tacikistan’da geçirdiği ve kendisini ölümle buluşturacak son hastalığında hastaneye yatırılışının daha ikinci gününde Hacı Ata, “Beni hastaneden çıkarın!” demeye başlar. Yanındakiler “Hacı Ağabey sen bize her zaman lazımsın, biraz dinlen, sonra çıkarırız.” derler. O ise “Ben böyle yaşamayı ne yapayım? Yatakta boş boş yatıyorum. Ben iyiyim, çıkalım.” demektedir. Dostları kendisine “Hacı Ağabey bu halde çıkamazsın, birkaç gün daha dinlenmen gerekir.” diye ısrar edince o şöyle der: “Olmaz, ben bu hayatı ne yapayım, böyle yaşamaktansa ben yaşamam daha iyi. Hizmet edemedikten sonra yaşamanın bir anlamı yok ki!”
Hacı Ata, kendisine bir hizmet diyarı kabul ettiği Tacikistan’da geçirdiği son kalp krizinden sonra ailesinin, dostlarının ve muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ısrarıyla tedavi maksadıyla Türkiye’ye döner. Cömertliği ve Allah yolunda infak kahramanlığı dillere destan olan bu büyük insan, 13 Mart 1997’de hastanede Hakk’a yürümeden önce Fındıkzade’de kiralık bir evde kalmaktadır. Çünkü bütün zeytinliklerini, dükkânlarını, evini ve diğer mal varlıklarını Allah yolunda bağışlamış, hayatını da hizmet yolunda adamış ve “Fena fi’l-hizmet” olmuştur.
14 Mart 1997 Perşembe günü Fatih Camii’nde mahşeri bir kalabalık vardı. Fatih Camii, o güne kadar böyle bir kalabalığı bir Necip Fazıl’ın, bir Turgut Özal’ın bir de Hacı Ata’nın cenazesinde görmüştü. Bu satırların yazarının da aralarında bulunduğu ve caddelere, sokaklara taşan cemaate cenaze namazını muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi kıldırmıştı. Hacı Ata, gözyaşları ve dualarla ebedi istirahatgâhına uğurlanırken ardında örnek bir Müslüman ve örnek bir hizmet insanı olarak bizim için ibret dolu bir hayat bırakıyordu…
Ruhun şâd olsun; makamın cennet olsun Hacı Kemal Ağabey…
Not: Bu yazının yazılmasında, Kaynak Yayınları’ndan yayınlanan Hacı Ata kitabından istifade edilmiştir.
Yorumlar (1)Add Comment
0
hacı kemal abinin evi
yazar cahit , May 14, 2010
değerli abilerim ve gönül erleri hacı abinin incirliova daki evini hacı kemal abi satıp tasadduk etmiş.Şimdilerde mirasçıları bu evi satmak istiyorlar fakat nafile ki bazı sıkıntılardan dolayı yeterli imkanı biz sağlayamadık biz artık bu yolla sesimizi duyuralım dedik Allah için bir 150 bin toplayıp bu emaneti geri alalım mesededen muhittin küçük beyinde haberi var sadece bir hreket lazım inşaallah bu mesaj bir başlangıç olur.saygılarımla. iletişim için 0256 5855200 (mvr eğitim kur.)

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy